can / can't (-ebilmek)
can Türkçedeki “-ebilmek” demektir. Yetenek ve izin için kullanılır.
Adım adım ilerleKurallar
Kural 1: can herkes için aynı
can hiç değişmez: I can, you can, he can, she can, they can. “cans” diye bir kelime yoktur!
Kalıp: Özne + can + fiil
Örnek: My sister can skate. (Kız kardeşim paten kayabilir.)
Örnek: A monkey can climb trees. (Bir maymun ağaçlara tırmanabilir.)
Kural 2: can + yalın fiil
can'den sonra fiil yalın gelir: sonuna -s, -ing eklemeyiz, önüne to koymayız.
Kalıp: can + fiil (~~to~~, ~~-s~~, ~~-ing~~ yok)
Örnek: He can whistle. (O ıslık çalabilir.)
Örnek: Dolphins can jump out of the water. (Yunuslar sudan dışarı zıplayabilir.)
Kural 3: Olumsuz → can't
Yapamadığımız şeyler için can't (cannot) kullanırız. Arkasından yine yalın fiil gelir.
Kalıp: Özne + can't + fiil
Örnek: I can't whistle. (Islık çalamam.)
Örnek: Snakes can't walk. (Yılanlar yürüyemez.)
Kural 4: Soru, kısa cevap ve izin
Soru için can başa gelir: Can you…? Kısa cevap: Yes, I can. / No, I can't. Can I…? ile kibarca izin isteriz. Bir şeye izin verildiğini ya da verilmediğini de can / can't ile söyleriz.
Kalıp: Can + özne + fiil …?
Örnek: Can you play chess? — Yes, I can. (Satranç oynayabilir misin? — Evet.)
Örnek: Can I borrow your eraser, please? (Silgini ödünç alabilir miyim, lütfen?)
Sık yapılan hatalar
She cans swim.→ She can swim.can hiç değişmez, -s almaz.
I can to read.→ I can read.can'den sonra to gelmez.
He can plays tennis.→ He can play tennis.Fiil yalın kalır.
Pre-A1 seviyesinde 19 konu içinde 14. sırada.